Arabalı Vapur Macerası

Artık Afet’i ne kadar sık düşündüğümü, aklımın nasıl hep onunla dolduğunu söylememe gerek yok sanırım. Evet işte, basbayağı aşık olmuştum. Üstelik şimdilerde çok moda olan kısa süreli, göstermelik aşklardan da değil. İlk görüşte, karşılıksız tutulmuştum bu kıza, iyileşti mi diye merakımdan ölüyordum. Keyifsizdim, Memiş Bey “İstanbul’a gidiyoruz” dediğinde bile istifimi bozmadım, halbuki ne kadar da çok severim İstanbul’u.

İsteksizce yola koyuldum, o 500 kilometrelik yol binlerce kilometre gibi geldi bana. İstanbul’dayken kıyıları geziyor, en güzel tepelerinde dolanıyorduk, o eski Boğaz’ın manzarası bile mutlu edememişti beni. Avrupa’ya geçmek için Üsküdar’dan arabalı vapura bindik. En köşeye gittim, suratsızca park ettim. Mucizelere inanır mısınız bilmem ama o gün bir mucize olduğu kesin…

Kırmızılı kamyonum tam yanıma park etti. Evet, koca İstanbul’da birbirimizi bulduk! 

“Daha iyice misiniz?” diye sordum.

Soran farlarla bakarak, “tanışıyor muyuz?” dedi.

Ben de başladım hikayemizi anlatmaya… Bir kez caddede teğet geçtiğimizi, yolda kaldığında beraber tamirciye gittiğimizi, sağlığını merak ettiğimi anlattım durdum. Konuşurken sesimin tonunu ayarlıyor,  heyecanımı belli etmemeye çalışıyordum. Becerebildim mi hala bilmiyorum ama artık çok da önemli değil. O gün Afet ile benim ilk tanıştığımız gün oldu. “Afet”, tabi ya, bir isim bir başkasında bu kadar güzel durabilir miydi? Bu kadar net anlatabilir miydi, onu her gördüğümde hissettiklerimi?

Evet işte ben böyle aşık oldum sevgili dostlarım, kamyonlar da aşık olur muymuş demeyin? Devlerin aşkından bile büyüktü benim aşkım…

Paylaşınız

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>