Afet ile Yeni Bir Hayat

İstanbul’da olduğumuz sürece Afet ile o kadar sık görüştük ki! Yaşadıklarımızın gerçek olduğuna inanamıyordum bile. Bir şekilde yollarımız hep kesişiyor, aynı yerlere hizmet veriyorduk. Daha önce hiç görmediğim yollara, sokaklara, hiç girmedim mahallelere sürüklüyordu beni. Afet’te daha önce bir yerde rastlamadığım ilginç bir şeyler vardı, tam olarak anlatamıyorum belki ama sanki gittiği her yere mutluluk götürüyor, en kötü zamanlarda gülümsemenizi sağlayacak bir şeyler buluyordu. Bazen peşine çocuklar takılıyor, bazen yolda insanlar birbirine onu gösteriyorlardı.

İlk kez sinemaya gidişim de Afet ile oldu. Ah o arabalı sinemaları görecektiniz! Açık havada, herkesin elindee çekirdekler, içecekler, herkes çok mutlu, hem de ortalık çok kalabalık olurdu. Beraber “Coca-Cola ile Ay’ın Fethi” isimli bir film izledik. Öyle büyük bir olayda ki! Düşünsenize o zamanlar ben Türkiye’yi karış karış biliyorum diye hava atarken, insanoğlu Ay’a gitmişti!

Paylaşınız

Arabalı Vapur Macerası

Artık Afet’i ne kadar sık düşündüğümü, aklımın nasıl hep onunla dolduğunu söylememe gerek yok sanırım. Evet işte, basbayağı aşık olmuştum. Üstelik şimdilerde çok moda olan kısa süreli, göstermelik aşklardan da değil. İlk görüşte, karşılıksız tutulmuştum bu kıza, iyileşti mi diye merakımdan ölüyordum. Keyifsizdim, Memiş Bey “İstanbul’a gidiyoruz” dediğinde bile istifimi bozmadım, halbuki ne kadar da çok severim İstanbul’u.

İsteksizce yola koyuldum, o 500 kilometrelik yol binlerce kilometre gibi geldi bana. İstanbul’dayken kıyıları geziyor, en güzel tepelerinde dolanıyorduk, o eski Boğaz’ın manzarası bile mutlu edememişti beni. Avrupa’ya geçmek için Üsküdar’dan arabalı vapura bindik. En köşeye gittim, suratsızca park ettim. Mucizelere inanır mısınız bilmem ama o gün bir mucize olduğu kesin…

Kırmızılı kamyonum tam yanıma park etti. Evet, koca İstanbul’da birbirimizi bulduk! 

“Daha iyice misiniz?” diye sordum.

Soran farlarla bakarak, “tanışıyor muyuz?” dedi.

Ben de başladım hikayemizi anlatmaya… Bir kez caddede teğet geçtiğimizi, yolda kaldığında beraber tamirciye gittiğimizi, sağlığını merak ettiğimi anlattım durdum. Konuşurken sesimin tonunu ayarlıyor,  heyecanımı belli etmemeye çalışıyordum. Becerebildim mi hala bilmiyorum ama artık çok da önemli değil. O gün Afet ile benim ilk tanıştığımız gün oldu. “Afet”, tabi ya, bir isim bir başkasında bu kadar güzel durabilir miydi? Bu kadar net anlatabilir miydi, onu her gördüğümde hissettiklerimi?

Evet işte ben böyle aşık oldum sevgili dostlarım, kamyonlar da aşık olur muymuş demeyin? Devlerin aşkından bile büyüktü benim aşkım…

Paylaşınız

Kim bu kırmızılı kamyon?

O’nu ilk görüşümden bu yana uzun zaman geçmişti ama aklımdan hiç çıkmıyordu. Gittiğim her yerde, geçtiğim her yolda farlarım onu aradı. Hatta “acaba mı?” diye birkaç kırmızılı kamyonun arkasına bile takıldım. Neyse ki Memiş Bey çok geçmeden direksiyonu çeviriverdi de bu hayallere fazla kapılmadan kendime geldim.

Ertesi hafta İstanbul’dan Ankara’ya doğru yol alıyorduk. İçimi acayip bir heyecan kapladı, Bolu’dan geçecektik! Uzunlarımı yaktım ve geçtiğim her yolu dikkatle incelemeye başladım. Tam Düzce yoluna girmiştik ki ileride bir kalabalık dikkatimi çekti,  yaklaştıkça bir kırmızılık görüyordum. Yine “farlarım beni yanıltıyor olmalı” diye düşündüm ama sağ şeride doğru çekmekten de kendimi alamadım. Ötedeki adamlar bize doğru el-kol hareketleri yapıyor, yardım istiyorlardı. Memiş Bey de görmüş olacaktı ki biraz daha hızlandık ve onların yanına vardık.

Ve işte oradaydı; kırmızılı kamyonum. Yolda kalmış, emniyet şeridinde öylece hareketsiz duruyordu. İçimi bir korku kapladı, bir şeyler yapmak istiyordum. Çok şükür Memiş Bey hızla arabadan indi, oradaki adamlarla bir şeyler konuştu, motorunda arıza var dediler. Ardından yanıma gelip, bir halatla beni ve kırmızılı kamyonu birbirimize bağladılar. Memiş Bey binmeden önce kaputuma dostça vurup, “Hadi bakalım aslanım, göreyim seni” dedi. Ve yola çıktık. Evet, yol boyunca kırmızılımı ben çektim. Arada bir çukurlara giriyor, şıngırdıyordu. Sanki yüzlerce şişe kasasında şarkı söylüyor gibiydi.   Doğduğumdan beri motorumu bu kadar güçlü, kendimi bu kadar dinç hissetmemiştim.

Uzun süren bir yolculuktan sonra tamirhaneye ulaştık, ne yazık ki hala kendine gelememişti. Onu orada öylece bıraktık, ben adını bile öğrenemeden tekrar yola koyulduk. Ama o gün Memiş Bey benim adımı koydu.  “Hadi bakalım Kahraman!” dedi, “bizden bu kadar”. Artık ben bir Kahraman’dım, güçlü, dayanıklı, yardım sever Kahraman… 

Paylaşınız

İlk Buluşma

1968 yazıydı, Memiş Bey ile Ankara’dan İstanbul’a doğru uzun bir yola çıkmıştık. Radyomda Ajda Pekkan’dan İki Yabancı çalıyordu. Asfalt o kadar sıcaktı ki, her kilometrede lastiklerim biraz daha eriyordu sanki. Açık camlarımdan giren rüzgarla serinliyor, dikiz aynama asılı anahtarlığın şıngırtısıyla eğleniyordum. Sonra “o”nu gördüm, eskiden Bolu dağında yol tek şeride inerdi ya, işte tam orada. Karşıdan geliyordu, ışıl ışıl göz kırptı bana. Kıpkırmızıydı, geniş gövdesini taşıyan, ufak lastikleri ile ağır ağır yol alıyor, nazik manevralarla yoldaki çukurlardan baş döndürücü bir zarafetle sıyrılıyordu. İşte hayatımdaki tek aşkımı, Afet’i ilk görüşüm o güneşli, Temmuz günündeydi.

Şimdi hemen Afet deyiverişime bakmayın, adını öğrenmem zaman aldı, ama o dönemleri bir sonraki hikayeme saklıyorum.

Ajda Pekkan – İki Yabancı

Paylaşınız

Eski Günler

Hatırlarsanız size ilk ve tek sahibim Memiş Bey’den bahsetmiştim. Onunla tanıştığımda başka kimsem yoktu, zaten daha 6 aylıktım ama en güçlü, en dinamik zamanlarımdı. Gözlerimi açtığımda çok uzakları aydınlatır, gazı aldım mı en dik yokuşları rahatça çıkardım. Memiş Bey  “Seni ilk gördüğümde, beraber çok yol alacağımızı anlamıştım” demişti bana bir keresinde. İşte bizi birleştiren bu oldu. 41 yıl boyunca birçok macera yaşadık, Türkiye’yi gezdik, beraber ilerledik, beraber dinlendik ve yıllar boyu anlatacağımız hikayelerde yer aldık. İşte bu hikayelerden biri var ki, tüm hayatımı değiştirip beni bambaşka bir kamyon yaptı…

Paylaşınız

Kanyon’da Bir Kamyon

 

Tekrar Merhaba!

Biliyorsunuz 2 aya yakın süredir Kanyon’daki Starbucks’ın önüne yerleştim, sizleri ağırlıyorum. Çok şükür gelenim gidenim eksik olmuyor. Siz de hala uğramadıysanız mutlaka bekliyorum, bir süre daha buradayım.

Efendim Kanyon’da geçirdiğim süre boyunca hayretler içerisinde kaldım. O insanlar ellerinde alışveriş torbaları mağaza mağaza geziyor, çevre iş yerlerindekiler öğle arasında güzel güzel yemeklerini yiyor, uzun zamandır görüşemeyen arkadaşlar onca yılın eksiğini bir kahve eşliğinde gidermeye uğraşıyor. Kısacası hep bir koşuşturma, bir hareketlilik var, onların telaşından ben yoruluyorum.

Sonra aklıma geldi, nereden nereye… Bundan taa yüzyıllar önce Kapalı Çarşı da aynı şimdiki büyük alışveriş merkezleri gibi şehrin-ne şehri hatta ülkelerin- kalbinin attığı yermiş. Tabii şimdi de hareketli ama hayal etsenize o dönemde onlarca sokak, binlerce dükkan ve koca bir alışveriş merkezi. Üstelik her ürünün de kendine özel sokağı var. Baharatçılar bir yerde, gümüşçüler ayrı yerde, yemekçiler öteki taraflarda, kumaşçılar, antikacılar say say bitmez…  Aynı şimdiki alışveriş merkezleri gibi.

 

Paylaşınız

Kanyon’da Starbucks’ın önünde buluşalım

Efendim, Kanyon’a gelmiş, Starbucks kahvehanesinin önündeki yerimizi almış bulunuyoruz.

Kanyon’a yolunuz düşerse mutlaka beklerim. Hatta yolunuz düşmese bile özellikle ziyaret etmenizi dilerim. Zira sizlerle buluşacağımız için bir hayli hazırlık yaptık. Birbirinden güzel Coca-Cola lisanslı ürünlerini üzerimde gururla taşıyorum. Sizin de üzerinizde çok şık duracağına eminim.

Arkadaşlarımın da dediği gibi kamyon dolusu mutluluk Kanyon’da!

Paylaşınız

Yeniden Doğmuş Gibiyim

Merhaba! Bendeniz Kahraman. Bana inter, emektar, külüstür diyenler de var ama ilk sahibim bana Kahraman dediği için asıl adım bu.

Ruhsatta doğum yeri 1967 Amerika yazıyor. Ancak kendimi bildim bileli Türkiye’deyim. Yani aslında buralıyım. Bu ülkenin her yolunu ezbere bilirim. Ne yollardan geçtim, neler gördüm yaşadım, anlatmaya sayfalar yetmez.

O yüzden eski hikayelerle sizi sıkmayayım, yeni haberler vereyim. Efendim ben geri döndüm.Hem de yepyeni bir şekilde! Bundan böyle eskiden beri çok sevdiğim                  Coca-Cola’nın hizmetindeyim. Birlikte çok yere gideceğiz, çok farklı işler yapacağız. Ama ne yaparsak yapalım sizin için yapacağız, sizlerle birlikte olacağız. Cümleten hayırlı yolculuklar!

Paylaşınız